![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Savaş Metni
![]() ![]() Üyelik Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 153
Rep Gücü: 5
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi : ![]() |
Lincoln GS TV'ye Konuştu
Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı oyuncularından Cassio Lincoln, bugün Galatasaray TV'ye bir röportaj verdi. "Öncelikle ben bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Kimi basın organlarında benim hocanın (Feldkamp) ayrılmasıyla ilgili kimi etkilerimin olduğu yazıldı çizildi. Bu tamamıyla yanlıştır. Çünkü, bizim ufak tefek sorunlarımız oldu ama bütün bu sorunlarımızı biz; bir erkek olarak, bir hoca bir futbolcu olarak gözlerimizin içine bakarak hallettik, konuştuk. Her seferinde de üstesinden geldik. Bu arada ben zaten hocamızın bizimle gelmeyeceğini ve ayrıldığını soyunma odasına gelmeden iki dakika önce öğrendim. Zaten hepimiz şaşırdık. İki dakika önce öğrenmiş olan bir insanın zaten bu tür olaylarda nasıl bir etkisi olabilir. Ben karakter sahibiyim,, belli bir kariyer sahibiyim ve bunun dahilinde ben her zaman hocalarımla olan ilişkilerime dikkat etmişimdir ve hiçi bir zaman bir hocanın veya diğer bir oyuncunun geleceği hakkında olumsuz bir etkide bulunmamaya özen gösterdim. Dolayısıyla benim için de büyük bir sürpriz oldu. Bu da polemik konusu oldu. İnsanlar hoca ayrıldı bunun üstüne ekstra bir motivasyon geldi gibi bir anlam çıkarttılar ama ben bu görüşe katılmıyorum. Bunlar futbolun içinde olan şeyler; ayrılması, ayrılmaması. 20 yaşında genç arkadaşlarımız var onlar belki bundan etkilenmiş olabilirler ama buna da çok şahit olmadım açıkçası. Hepimiz sonuçta belli bir kariyere sahip insanlarız, yani bunun futbol içinde bir gerçeği olduğunu biliyoruz. Futbol oynamaya hazır bir ortam değil o bir futbol sahası olmaktan çıkmış gerçekten. Dolayısıyla sert mücadele olacağını biliyorduk rakibe karşı mücadele edeceğimizi biliyorduk, sahaya karşı mücadele edeceğimizi biliyorduk. Muhtemelen yağmur yağacağı da bekleniyordu hava raporunda, doğaya karşı da mücadele edecektik. Sonuçta Galatasaray formasını giydiğiniz zaman kendiliğinden bir motivasyon geliyor. Bu motivasyon bize karşı oynayan oyuncular da yüksek oluyor çünkü sonuçta Galatasaray’a karşı oynuyorlar. Biz bunun da bilincindeydik ve artık bu şampiyonluk yarışının sonuna doğru geliyoruz. Bu bizi motive etti ve biz bırakmak istemedik, elimizden geleni yaptık. Motivasyon kendiliğinden o şeklide doğdu. Bizler bir şeyi biliyoruz; bir futbolcu bir kulübe geldiği zaman oynamasının tek sebebi; hocası için oynamaz, diğer arkadaşları için oynamaz değildir. Gerçek sebep “kulübü için”dir. Yani burada hepimiz isimiz, bireyiz. Bireyler oynuyor ama bireyler için oynamıyor. Bir kurum için oynuyorsunuz ve ona gönül vermiş taraftara ve milyonlarca insan için oynuyorsunuz. Ben sahada oynadığım zaman da bunun bilincinde ve bunu kalbimde taşıyarak oynuyorum. Golden sonra sevinmek istiyordum, nasıl sevineceğimi bilmiyordum, karar veremiyordum, rüyayla gerçek arasında bir yerde gidip geliyordum. İlk aklıma gelen seyirciye koşup demirlere çıkmaktı ama sarı kartım olduğunu hatırlayınca gidemedim çünkü çift sarı karttan kırmızı kart olacaktı. Sonra ne yapacağımı şaşırdım; zaten arkadaşlarım beni buldu üzerime geldiler. O golü attığım için deği;l takım bir gol attığı için ben çok sevindim. Buna sebep olmuş olmam beni daha da çok mutlu etti ama gerçeği söylemek gerekirse maç boyunca o futbol oynanamayacak statta biz elimizden geleni yaptık ve hak ettiğimiz ben biliyordum. Yani herkesten fazla biz hak ettik bu sene bunu. O golü bulunca da “Evet biz hak ettiğimiz bu şampiyonluğa devam ediyoruz.” duygusuyla zaten hareket ettik. Ben şunu açık bir şekilde ifade etmek istiyorum, hiç yorulmadan da bunu tekrarlayacağım. Bizim taraftarımız gerçekten inanılmaz bir taraftar. Gerek bana gösterdikleri ilgi gerek takıma gösterdikleri ilgi ve ben biliyorum ki biz bu şampiyonluğu hak ediyoruz. Elimizden gelen her şeyi de yapacağız. Bunu bu taraftar kitlesi için yapacağız. Baskı her zaman olmalı. Yani futbolcu, büyük takım oyuncusu baskı altında oynamalı zaten. Baskı çünkü pozitif bir unsurdur. Zaten baskı altında olmak istemeseydim doğduğum şehrin amatör takımında oynamaya devam ederdim. Orada futbol oynardım ve hiç baskı altında olmazdım. Ama siz bir yerlere gelmek istiyorsanız bu baskı olmalı. Basın tarafından yaratılan baskıya gelirsek, eğer ki bunlar adilse bunlar benim için son derece olumlu. Çünkü bunlar sizi, oyununuzu, kişiliğinizi geliştiren şeyler. Ama eğer ki bunlar adil değilse sadece üzüntü vericidir. Bunu daha önceki bir röportajda da konuşmuştuk, daha önce de bir açıklamam oldu bu konuda. Ben her zaman doğru habere, adil habere zaten katılıyorum. Bunu ben kendim de söylüyorum. Ama yalan haber veya gereksiz baskı veya adil olmayan bir ortam yaratıldığı zaman da tabiî ki buna kızıyorum ama bunun benim üzerimde negatif bir baskı yaratmasına da izin vermiyorum." |
|
|
|